Hakkımızda

Ben Gülşah Tun Tekinşen.
İnebolu kızı, Hatay gelini ve Ece’nin annesiyim.

Aslında 10 yıl kadar Tıbbi Mümessillik yapmış, Ece’nin dünyaya gelmesiyle birlikte birçok kadın gibi en güzel mesleğin annelik olduğuna karar vermiştim. Buna şartlarımın da büyük katkısı olmuştu tabi.

Ece büyürken, ilk temel ek gıdaya geçişimizle birlikte her anne gibi başladı bende de doğal beslenelim telaşı. Ve kızım iyi beslensin, katkısız doğal ürünler yiyebilsin diye İnebolu-Hatay hattında mekik dokumalar.

İşte tam bu sırada anneanne, babaanne ve dedeler girdi devreye. İnebolu ve Hatay‘dan en doğalından ne varsa bulup buluşturuldu ve İstanbul’a gönderildi. Sarıyer’in köylerinden, hafta sonu gezmeleriyle birlikte sütler alındı, yoğurtlar yapıldı. Bu arada Ece çok az tavuk ama bolca balık yedi. Tekneler beklendi denize bakarak uzuun uzun taze balık uğruna :).

Kızım 4 yazını da çakıl taşları, upuzun sahil, ağaç tırmanmaları ve güzel diz yaralarıyla İnebolu’da geçirdi. Her anne ve baba gibi onu şehrin kaosundan kurtarmak, iyi hissedeceği şeyleri yapmaya özen göstermekti bütün derdimiz. Kendimiz için de aynı şekilde yaşamak ve beslenmek esas oldu. Tamam itiraf ediyorum bazı geceler dürüm ve kokoreç gibi kaçamaklarımız da olmadı değil:) Ama genel olarak doğal olan ürünleri, katkısız ürünleri tercih etmeye çalıştık. Kendi evimde, kendi soframda yediğim ürünleri zaman zaman arkadaşlarımla da paylaşırken, bu sağlıklı ürünleri herkesin ulaşabileceği bir noktaya taşımalıyım diye düşündüm. 

İçimdeki girişimci ruh tekrar uyandı. O güne kadar gıda ve beslenme üzerine sayısız proje yapmış olan bendeniz de bir ışık yandı 🙂 

Hemen bu sıcak ve samimi proje için düğmeye bastım. Hatay ve İnebolu’dan aldığım tüm ürünleri listeledim. En doğalından, en güzelinden, tekrar tekrar tattım, tattırdım ve ben Gülşah ile biricik kızım Ece den doğdu GÜLCE… 

Önce internet sitesi üzerinden başladık buluşmaya, sayısız insanın sofrasına konuk oldu ürünlerimiz. Bu güzel yolculukta, her bir insana ulaşmaya çalıştım, konuştuk, yazıştık uzun uzun ama bir kahve de içilmeliydi ve 40 yıllık hatır bırakmalıydık anılarda. İşte o nokta da ’’tanışmak da isteriz, ürünleri yakından görelim’’ diyen tüm dostlarımız için mekan aramaya başladım. Sonrasında şirin mi şirin, koca asırlık bir çınarın dibinde, minnak bir dükkan buldum.

Artık herkesle bir buluşma noktamız vardı, tüm ürünleri anlatabileceğim, daha uzun sohbetler edebileceğimiz, sıcak ve samimi bir yer oldu.Sonbahar da sarı yapraklar ayağımıza dolanırken sayısız kahveler içtik, yazın sıcağında, çınarın gölgesinde çaylar, dondurmalar. Çok keyifli günler ve anılar bıraktık…

Her sezon da ilk kez yapıyormuşcasına heyecanlandık.Topladık valizleri önce İnebolu’ya gittik.En güzelinden kestane balı,tereyağ ve siyez ürünlerini tedarik ettik.Bu kısmı biraz kolaydı.Esas macera Hatay ‘da başlıyordu. Daha biberler toplanacak,salçalar yapılacak ve reçellerin tadına bakılacaktı.Yılların vermiş olduğu deneyimle yıllardır bu işi ustalıkla yapan ve hala geleneksel yöntemlerden vazgeçmeden,o nefis  zeytinyağlarına,zeytinlere,sabunlara,salçalara,reçellere ŞENKÖY’de hayat veren insanlarla buluşulacaktı.

Mevsiminde toplanmış en güzel biber ve domateslerden yapılmış salçalar ve reçeller ,zeytinler ve zeytinyağları,bakliyat gurubu,baharatlar,sabunlar Şenköylülerden sofralarınızla buluşmak için dükkanda yerini aldı.

Kızımla çıktığım bu yolda doğal,geleneksel yöntemlerle üretilmiş,koruyucu ve katkı maddesi içermeyen ürünleri siz değerli insanlarla buluşturmaya devam edeceğim.Yolumuz uzun,paylaşılacak daha çok hikaye var…

hakkimizda4
Shopping Cart 0

No products in the cart.